Bazen ‘cidden hiç zorlanmıyor musun ?’ diye soruyor bana,’hayır’diyorum,babalıkla anneliğin bir olmadığını bildiğimden yargılamıyorum onu, mecbur kalsa o da canı gönülden yapar biliyorum ama benim kadar içtenlikle,sabırla yapar mı ona aklım ermez.
Çok hayvani bir duygu annelik, insanı sabır,merhamet,sevgi,şefkat,anlayış küpü yaptığı kadar bir o kadar da bencil,vahşi,kullanılmaya müsait, paranoyak bir canlıya dönüştürüyor. Evet eşe,sevgiliye,anne,babaya,üst düzey yöneticilere en sevilesi kişilere bile gösterilmeyen saygı evlada fazlasıyla gösteriliyor.Patronunuz gece uykunuzdan uyandırsa ya neler yaparsınız, anne babanız bir bardak süt istese uykunuzdan uyanır verirsiniz ama içinizden of çekersiniz.
İlkokula başlamış oğlum gecede hala defalarca uykusunda mıkırdandığı zaman çişi mi var,karnı mı ağrıyor,susamış mı? sorununu öğrenene kadar sarfettiğim sevgi ,sabır dolu sözlerime,lise 2 ye başlamış olan kızımın gece uyanıp su istemesine hemen peki diyerek kalkıp uçarcasına ona su taşımama şahit olan eşimin sorduğu o soruya verecek tek bir cevap var ‘ben anneyim’
Fedakarlık yaptığımı düşünerek yazdığımı zannetmeyin bu satırları, fedakarlık değil yaptığım, görevim falan da değil, bir şekilde oluveriyor, uykum olsa da gidiveriyor,yorgun olsam diriliveriyorum,üzgünsem gülüveriyorum.Bütün bahaneler siliniyor her şey o anda yavruya odaklı,onun istediği olacak,olmayacak durumdaysa da bir şekilde olmasının yoluna bakılacak,derdine çare bulunacak,cak,cek,cuk,cok…
Sevgilinin asla işitemeyeceği güzel sözler,eşe gösterilmeyecek anlayış, en sevilen insanın asla nasiplenemeyeceği sabır,merhameti tek bir varlığa verilirse bu ayrımcılık değil mi? En akıllı,uslu,sakin,mantıklı insanın yavrusuna zarar vermeye kalkarsanız nasıl bir canavara dönüşür tahmin edebiliyor musunuz ? Bu vahşet değil de nedir ? Evlat en çok anne tarafından sevilir,korunur, anne çocuklarına kendinden daha çok düşkün birinin varlığını kaldıramaz bu bencillik değil de nedir? Ya terliyse, dur sırtını bir kontrol edeyim, neden sıcak bu, yoksa ateşi mi var? ya okuldayken düşerse, ya yemek yerken boğazına kaçarsa,üşüdüyse,gözüne kalem batarsa,ya onu son görüşümse ya… ya… ya… Bu paranoyaklık değil de nedir?
İnsanı her hale sokuyor annelik kimi zaman lekelere düşman, çamaşıra dost misali hem çocuklarının hatalarını örten bir örtüsünüz ,hem çocuğu rahat uyusun diye sivrisineklere terlikle girişen bir savaşçı.Kimi zaman sırf sağlıklı beslensin diye ona yaptığınız sebze çorbaları sayesinde iğrenç aşçı damgasını yersiniz, kimi zamansa ağzını, burnunu soğukta sarıp sarmaladığınız için despot bir komutan.Bunu sen böyle şımartıyorsun diyen babaya da o biçim kafa tutup, ayar verecek bir kabadayı.
Her başarısıyla övünürken başarısızlığıyla utanmazsınız.O en güzel çocuk dersi kötüyse mutlaka anlamamıştır, aslında çok akıllı çocuk o, yazılıdan kötü not aldıysa bir dahakine daha iyi çalışır, en güzeli o , en övünülesi varlık o.. Yemeklerin en iyi yerlerini hakediyor,bir yerde ikram edilen çikolata usulca çantaya atılır ki karınca misali eve taşınsın,ona götürülsün.Bir başkasınınkinde tahammül edemeyeceğiniz şeyler için bir anda uzman,pişkin bir hale gelmişsinizdir.Daha önce yeğenin burnunu bile silemeyen kadın şimdi buram buram kokan kakaya eliyle koluyla nasıl da yaklaşıyor ya omuzundaki leş kokulu kusmuk lekesine ne demeli, sen böyle miydin be kadın,bir pudra tozuna bile dayanacak gücün yoktu. Anne olduktan sonra hayata bakış açısı değişir, soğuk havada kulaklarını kapatmamış bir çocuğun yanına yaklaşıp onu uyarmayı hatta sapkasını örtmeyi düşünürsünüz, dünyadaki savaşlarda ölen, açlık çeken,tacize uğrayan çocuklara daha çok üzülürsünüz,filmlerde kötü bir şey yaşayan çocuklar daha çok fena hissettirir,empati yaparsınız.Dilenci çocuklar aha çok dikkatinizi çeker.
Duygudan duyguya,şekilden şekile girmeye alışalı yıllar oldu.Ona zarar gelir endişesiyle daha korkak olduğum kadar onun için en sevdiklerime posta koyacak kadar cesur oldum, terliği fırlatırken keskin nişancı, performans ödevlerine yardım ederken adeta özgün fikir üreticisi. Dağınıklarına,kavgalarına,isteklerine,nazlarına,memnuniyetsizliklerine karşı inanılmaz sabır göstermeyi öğrendiğimiz kadar şükrü de öğrendik.Dini ne olursa olsun her anne çocuklarının her anı için yaradanına şükür eder,dua eder.
Ertelenmeyen istekler sadece çocukları kapsar, eskiden taviz verilmeyen kuaför masrafları, indirim günleri,geziler yerini duruma göre başka önceliklere bırakabilir.Eğer anne hepsine imkan bulamıyorsa mutlaka evladınınkilerini ilk önce yapmaya çalışır.Kayınvalidemin gençliğinde maddi açıdan zorlandığı zamanlarda kendileri ne yerse yesin eşime iki-üç tane de olsa köfte,meyve gibi yiyecekler hazırlayıp, zorlukları asla hissettirmediğini anlattığını bilirim.Onlara yok yoktur, varsa da geçerli sebepleri vardır ve bunun açıklaması çok farklı yollarla yapılır.
Kocadan,sevgiliden gelen en nadide hediyelere burun kıvıran kadın çocuğunun kopardığı iki tel papatyaya veya çizdiği çarpık bacaklı çöp adam resmine nasıl teslim olur inanamıyorum. Her türlü kararlı başlayan cümlelerin en sonunda nasıl geri atmayla sonuçlanmasına ne demeli, yine kıyamadınız değil mi? Nerede az önceki ona gününü gösterecek kadın?
Neyse ne, içim kaynadı yazdım, yarın kızar başka türlü yazarım.Onları dövmek,adam etmek lazım falan derim,ceza verin derim, tek ayak üstünde şiir okutun derim. Olmadık ceza şekilleri öneririm.
öfff. ben bir süredir annemden ayrıyım. sürekli telefonla görüşüyoruz ama o kadar özledim ki. o kadar kolum kanadım kırık ki. o kadar büyük bi boşluk ki. okuyunca daha bi kötü oldum.
Ben de annemden uzun süredir ayrıyım ama sanırım çocuklarımın benden ayrı kalmasını asla istemem:( Annenin sağlıklı olması da bence çok güzel bir şey, en azından var ve sevgisi uzaktan da olsa sana yeter,heryere yetişir annelerin sevgisi motor takmışlar sanki:)