Dün yakın arkadaşım ile onun 5 ve 7 yaşındaki iki oğlu bize geldi, iki kardeş sürekli birbirlerini dövüyorlar diye ben onlara birbirleriyle iyi anlaşmaları gerektiğini,yaşlanınca dahi birbirlerini sevmek zorunda olduklarını söyledim.
Ben-yaşlanınca da gerçi bastonla birbirinizi döversiniz
küçük kardeş-yok ben baltayla kovalıcam onu
benim oğlum-ben büyüyünce sana elektrikli testere alırım,onunla parçalara ayırırsın.
Bizim küçüklüğümüzün misafirliklerini düşünüyorum, büyüklerimiz gözümüze bakıp,iÅŸaret çakmadan  ikram edileni yiyemediÄŸimiz gibi ,o dönemler televizyonun olması bile n,met sayıldığı için salonun ortasında gözü gibi saklanan televizyonlardan nasiplenemezdik, kendileri bile izlemeye kıyamazken,misafirin sümüklü çocuÄŸuna mı televizyon açacaklardı.Zaten gündüz  yayın yoktu ki…
O yüzden ÅŸimdinin veletleri gibi gittiÄŸimiz yerde ‘ay evladım  sen git içerde tv izle, bilgisayar oyunu oyna da kafamızı dinleyelim’ türü cümlelerle hiç karşılaÅŸamazdık.EÄŸer yanımızda yaşıtımız bir çocuk varsa ne ala salonun izbe bir köşesinde kendi kendimize sessizce oyalanmaya çalışırdık eÄŸer yalnızsak saç telimizden,tokamıza,burnumuzdaki sümükten, halının püskülüne kadar herÅŸey o an oyuncağımız olurdu,oyalanırdık.
Büyüklerimiz börek,çörekleri hüpleterek bitip tükenmez dedikodularına devam ederken bizim sıkılmaya hiç hakkımız olmazdı, şimdi bir yere gitmeden önce neredeyse benimle gelmeleri lütufmuş gibi izin istiyorum çocuklarımdan.Geçen bayram eşimin amcasına bayram ziyaretine gittiğimde oğlum çok sıkıldı ve eve dönmek istedi ancak bunu anlatma şekilleri değişikti.
-Biraz daha durursak kafam patlıcak
-kanlarım fışkırmak üzere
-burası lanetli,ölmemi mi istiyorsun.
-Erimek üzereyim,yakında suya dönüşeceğim
-Kendimi iyi hissetmiyorum,kafam ikiye bölündü sanırım.
Ergen kızım zaten maşallah, aile iftarlarına,akşam yemeklerine,beş çaylarına zaten gelmez,mecburi bayram ziyaretlerinde de tadından yenmez.Surat asmak onda,gittiği yerde bilgisayar ayarlarız memnuniyetsizlik onda,insanların içinde burnumdan getirmek yine onda.
-Sırf bana işkence olsun diye bu kadar çok oturuyorsun,yoksa çabuk kalkardın normalde
-Başım ağrıyor,uykum var (evdeki uyuma saatinden 4 saat önceki zaman diliminde söylemişti)
-Bir daha asla sana inanmayacağım,sana olan güvenimi kaybettim.(gören de at pazarında satışa çıkardım sanır)
İnsanlar büyüdükçe alışkanlıkları döneme göre değişiyor demek ki, bizim velilerimiz edepten,terbiyeden daha misafirliğe gitmeden koltuklara oturmamamızı,çok sıkışmadıkça tuvaleti kullanmamamızı,onlar söylemedikçe ikram edilenlere el sürmememizi, sessiz olmamızı sıkı sıkı tembihlerken, biz çocuklarımızın işine gelen yerlere gidiyoruz,kendimize değil onlara göre yönleniyoruz. Misal benim gideceğim yer mutlaka bir çeşit olsun kızımın beslenmesine göre bir şey hazırlarlar ,ah şimdiki nesil ne şanslı.
